Türkiye De Kadın Olmak

 TÜRKİYE DE KADIN OLMAK



Türkiyede kadın olmak zor çünkü türkiyede kadınlar, kadın kimlikleri ile yaşamıyorlar, öncelikle anne olarak, kız kardeş olarak, eş olarak konumlandırılıyorlar. Bugün  Türkiye de 30 yıllık mücadelenin sonunda kadınlar "biz kadınız ve kadın kimliğimiz ile var olmak istiyoruz" diyebiliyorlar. Bu çok fazla dirençle karşılaşıyor, bu talebi erkek düşmanlığı ile bağdaştıranlar olabiliyor. Bu erkek düşmanlığı değil. Kadın olmak yani kadının erkeğin eşiti sayılması talebi asla erkek düşmanlığı değildir. Bu şu demek; kadınlar da erkeklerle aynı işleri yapabilir, kadınlar da erkeklerle aynı sektörde çalışabilir, aynı pozisyonu alabilir, lider olabilir, aynı maaşı almaya hak kazanabilir. Bugün kurumlar işçi çıkardığında önce kadın işçiler çıkartılıyor. İstihdam alanında erkekler istihdam ediliyor fakat kadınlar doğum yaptıkları ve küçük çocukları olduğu için işverenler tarafından tercih edilmiyor çünkü doğum iznini işverenler vermek istemiyor. Haliye kadınlar hem iş hayatında hem özel alanlarında kendi aileleri içerisinde de birçok sorunla karşılaşıyorlar. 



Bizler bugün Türk ailesi olarak; "kadının fıtratında yumuşak başlılık vardır, iyi huyluluk vardır, kadının fıtratında annelik vardır, anne olmalıdır, eşine hizmet vardır, vs vs... hayır yoktur!" Eşler, isterlerse birbirlerine hizmet edebilirler, eşler evlilik içerisinde de eşittir. Eğer eşler çalışıyorsa; akşam eve geldiklerinde iş bölümü yapmalıdırlar. Eşitlik ve iş bölümünden bahsediyoruz aslında. Her şeyin kadının görevi gibi görülmesi kadınlara şunu yüklüyor: Psikolojik olarak kadınlar doğduklarından itibaren sürekli bastırılıyorlar; sen kız çocuğusun şunu yapamazsın, bunu yapamazsın gibi iş ve özel hayatlarında sürekli bastırılıyor ve daha sonra bu baskılarla ve bu ön kabullerle birlikte hayatlarında muvaffak olamadıklarında da gerek eşleri gerek aileleri tarafından suçlanıyorlar. 
Neden yapamadın? Neden beceremedin? Yapamaması ve başaramaması çok normal. Bu kadar odaklanılan ve bastırılan insanlardan başarı beklenemez. Kendi haklarını bilmeyen, kendini tanımayan bir insan kadın veya erkek başarılı olamaz. Dolayısıyla kadınların bu kadar bastırılıp sonra da "zaten kadınlar yapamıyor" denmesi iki yüzlülüktür. 

Kadınlar olarak istediğimiz şey eşit hak ve eşit muameledir. Bakın :
Cumhuriyetin ilk yıllarında 1928 Yurt Bilgisi dördüncü sınıf kitabında şöyle bir metin var:" Şu annem görüyorum ki babamın yanında, babamın yoldaşı olarak bizi, kendisini ve ailesini mutlu etmek için canla başla çalışıyor. Annem olmasa bu evin direği yıkılır". 
Seneler içerisinde geldiğimiz noktada görsellerde kadınlar leğenlerde çamaşır yıkıyor, kız çocukları reçel kavanozları açıyor, erkek çocukları ise kitap okuyor. Bizler zaman içerisinde sistematik olarak buna maruz bırakıldık ve kafamızda bu algılar yaratıldı. Kadınlar erkeklere yol olur, yoldaş olur fakat köle olmaz. Erkekler kadınlardan köle olmalarını istemekten vazgeçerlerse hem ülke olarak kalkınırız hem de ruh sağlığı olarak da daha ilerlemiş bir toplum olabiliriz. 

Yorum Gönder

0 Yorumlar